|
Refleksolojinin ilk ne zaman kullanıldığını söylemek gerçekten imkansızdır. Refleksolojiyle ilgili bilinen en eski belgeleme Mısır, Saqqara'daki Ankmahor adlı Mısırlı bir hekimin mezarının duvarında betimlenmiştir. Tarihi yaklaşık İ. Ö. 2330-2500 yıllarına dek uzanır ve iki adamın ayakları üzerinde çalışan başka iki adamı gösterir. Yazıtta, hastalar "Beni incitme" derken, terapist "Sana öyle davranacağım ki bu yüzden bana şükredeceksin" karşılığını verir.
Ayak masajına basit bir refleksoloji tipi gözüyle bakarsak, bu durumda refleksolojinin insan ırkı kadar eski - belki de daha eski - olduğunu söyleyebiliriz. Belirli maymun türleri, bunlara insanlarla en yakından ilişkili olanlar da dahil, primitif türde bir ayak masajı yapar. Elbette, vücudun iyileştirici güçlerini uyardıklarının bilinçli bir şekilde farkında değildirler. Bu sadece içgüdüseldir ve iyi hissetmeyi sağlar. Birçok kişi, kendi ayaklarına masaj yapılmasından hoşlanır. Gevşetici, hoştur ve birçok biçimde stresi alır. Ama, her ne kadar her ikisi de vücut ve zihin için belirli nedenlerden ötürü yararlı olsa da ayak masajıyla refleksoloji arasında kesin bir fark bulunmaktadır.
Refleksolojinin gerçekte nasıl çalıştığı konusunda iki temel düşünce okulu vardır. Ne yazık ki günümüzde ikisi de klinik açıdan doğru oldukları kanıtlanamamıştır. Ancak, bu refleksolojinin işe yaradığı gerçeğini değiştirir gibi görünmemektedir.
Çağdaş refleksolojinin annesi olarak görülen Eunice Ingham'ın da arasında bulunduğu ilk refleksologların birçoğunun ileri sürdüğü ilk kuram ayağın vücudun çeşitli bölümleriyle sınırsız sayıda sinir ucuyla bağlantılı olduğudur. Ayaklarda alışılmadık biçimde çok sayıda sinir ucu bulunmaktadır; işte birçok kişinin ayaklarını gıdıklanma gibi fiziksel uyarıma karşı özellikle duyarlı hissetmesinin nedeni budur. Çeşitli sinir uçlarının vücudun "kuşaklarına" karşılık geldiği düşünülmüştür, hala da düşünülmektedir; bu kuşak kuramı olarak adlandırılmıştır. Dr. William Fitzgerald vücudun kafadan ayak ucuna ve buna karşılık gelen on el ve ayak parmağına giden on dikey kuşağa bölünebileceğini bulmuştur. (Bakın Şekil 1.) Belirli parmaklara uygulanan basıncın vücudun ilgili kuşaklar içinde kalan bölümleri üzerinde bir etkisi olacaktır.
Ayrıca, sinir uçlarının insan anatomisinin haritasına karşılık geldiği de düşünülmüştür. Aslında, her iki ayağımızın tabanına birlikte bakarsak, insan vücudunun genel şeklini oluşturur gibi görünür: baş parmaklar kafa ve boyunla ilişkilidir; küçük parmakların ayakla birleştikleri yerler sağ ve sol omuzlar ve ayakların üst kısımları da omurganın sağ ve sol yanıdır.
Bir yere kadar bu kuram da doğrudur, ama bunun kesin, doğru ve belirli bir kuram olduğu konusunda açık bir kanıt yoktur. Aslında, ayaklardaki sinir uçlarının sayısı ve karmaşıklığı ayakların hangi bölümünün vücudun hangi bölümünü etkilediğini açıkça belirlemeyi neredeyse imkansız bir hale getirir. Sinir sistemi öylesine geniş olduğu ve vücudun her yanını kapladığı için sadece tek bir küçük bölgede rahatlama ya da acı yaratmanın bütün üzerinde dramatik bir etkisi vardır.
Bu bilimsel sonuçların olmamasına karşın, basit ayak masajından çok, refleksoloji uygulamanın, bizi belirli bir şekilde ayaklara masaj yapma ve uyarıma yol açmanın vücut ve zihin üzerinde doğrudan ve olumlu bir etkisi olduğunu kabul etmek zorunda bıraktıracak kadar yararlı bir etkisi olduğuna dair vaka hikayeleri ve anekdotlardan elde edilen çokça kanıt bulunmaktadır.
Birçok iyileştirici, bugünlerde refleksolojiyi Çin tıbbıyla ilgili bilgileri yoluyla açıklamaktadır. Bu, vücutta yaşam gücü enerjisini, chi/ki'yi taşıyan birtakım görülmez enerji yolları ya da meridyenler olduğunu şart koşmaktadır. Bu yollar, olasılıkla stres yüzünden, bloke olduğunda, hastalıkla sonuçlanabileceği söylenir. Bazen bu blokajları açmak ve sağlıklı yaşam gücü enerjisinin serbestçe akışını uyarmak için akupunktur ya da akupresür kullanılır. Başlıca enerji yollarının büyük çoğunluğu ayaklarda başladığı ya da bittiği için, doğal olarak refleksoloji bunları bir şekilde uyaracaktır. Ancak, tam bir refleksoloji tedavisi bile meridyenlerin tümünü uyarmayacak ya da tedavi etmeyecektir, çünkü bunların hepsi ayaklarda sona ermez, ayrıca başlıca olanların yanı sıra birçok ikincil yol da bulunmaktadır. Akupunktur ve akupresürün tüm vücut üzerinde uygulanmasının nedeni budur. (Akupunktur geçmişi binlerce yıla uzanır, bu yüzden yalnızca ayakları tedavi etmek yoluyla en etkilisi olsaydı, bunun şimdiye kadar fark edilmiş olacağı düşünülebilir.)
Alıntı yap | Okuma: 377
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. |